aktif sigara içenler için

Kök hücreler vücutta birçok doku ve organı oluşturabilecek kapasitede farklılaşabilen hücrelerdir. Adından da anlaşılacağı gibi bunlar bütün dokuların kökü yani kaynağı olan hücrelerdir. Bu hücrelerin aynı şekilde sperm hücrelerini de oluşturabileceği araştırmalarla gösterilmiştir. Kısırlık sorunu olan çiftlerden bir kısmında sorun erkekte sperm bulunmamasıdır (azoospermi). Bu durumda olan erkeklerin bir kısmından TESE (testiküler sperm ekstraksiyonu) yöntemi ile testis dokusundan sperm elde edilebilmektedir ancak bir kısmında bu mümkün olmamaktadır. TESE ile sperm elde edilemeyen erkeklerde tek çare ileride belki de uygulanacak olan kök hücre yöntemidir. Bu yöntem ile erkeğin kök hücresinden sperm elde edilmesi ve bu sperm ile yumurtanın döllenmesi mümkün olabilecektir. Bu yöntem ile ilgili araştırmalar devam etmektedir.

Erişkinlerde kök hücrelerin elde edilebileceği en önemli kaynak kemik iliğidir. Ayrıca doğum sırasında bebeğin göbek kordonundan kök hücre elde edilmesi mümkündür ve buradan elde edilen kök hücreler ileride gelişebilecek bazı hastalıklara karşı kullanılabilecektir.

Boşalmadan hemen sonra

Sigaranın sağlıkla ilgili yüzlerce konuda olduğu gibi doğurganlık (fertilite) konusunda da hem kadın hem erkek açısından çok çeşitli ters etkileri vardır. Bunlardan bazıları:

– Fertilite yani doğurganlık kapasitesini 2-3 kat azaltır.
– Sigara içen çiftlerde hem infertilite (kısırlık) oranı daha yüksektir hem de gebelik oluşana kadar geçen süre daha fazladır.
– Sperm ve yumurtanın birleşmesi (konsepsiyon) olayını zorlaştırır.
– Yumurtanın tüplerden rahim içeisine doğru taşınmasını güçleştirir.
– Yumurtlama (ovulasyon) kapasitesini azaltır.
– Kadında östrojen hormonu düzeyini azaltır.
– Kadının yumurta hücresinde (oosit) kromozomal bozukluk oluşma riskini arttırır.
– Rahim ağzındaki mukusun gebelik için daha elverişsiz hale gelmesine sebep olur.
– Rahim ağzından içeriye spermlerin geçişini zorlaştırır.
– Menopoza yaklaşık 2 yıl erken girilmesine sebep olur.
– Düşük ve dış gebellik oluşma riskini arttırır.
– Sigara kullananlarda tüp bebek (IVF) uygulamaları daha başarısız olmaktadır ve oluşan gebeliklerin düşükle sonlanma riski artmaktadır.
– Sperm sayısının azalmasına sebep olur. Daha az hareketli olmalarına ve şekil bozukluğuna sebep olur. Semen miktarını azaltır.
– Penisi besleyen damarlarda problemler yaratarak erkekte sertleşme (ereksiyon) problemlerine sebep olabilir.

Yukarıdaki anlatılan etkiler sadece aktif sigara içenler için geçerli değildir, pasif içiciler için de geçerlidir.

spermlerin dışarıya akması bile gebelik

Hamile kalma problemi yaşayan veya kısırlık (infertilite) tedavisi gören hastaların bir kısmı cinsel ilişkide erkeğin boşalması ile vajina içerisine bırakılan spermlerin tekrar dışarı kaçması (atılması, akması) gibi şikayetlerde bulunurlar ve bunun gebeliği engellemesinden, kısırlığa neden olmasından korkarlar.

Cinsel ilişki ile erkeğin boşalması sonucunda çıkan sıvıya menş veya semen ismi verilir. Semen sıvısı ortalama 3-5 cc kadardır. Erkek kadının içerisine boşaldığında bu sıvı vajina ile rahim ağzı (serviks) arasında bulunan girintili bölgede (posterior forniks) toplanır. Bu sıvı içerisinde milyonlarca sperm bulunur ancak spermler sıvının sadece %5’lik kısmını oluştururlar. Meni sıvısının %95’i sperm dışındaki maddelerden oluşur. Vajinaya erkeğin bıraktığı sıvıda yaklaşık 50-100 milyon kadar sperm bulunur ancak bu spermlerden sadece birkaç tanesi rahim ağzından geçerek rahim içerisine ve tüp organına doğru ilerler ve sadece 1 sperm yumurta ile birleşerek döllenme meydana getirir, bunun neticesinde gebelik oluşur. (bkz: gebeliğin oluşumu) (bkz: sperm ve yumurtanın birleşmesi) Yani erkeğin boşalması ile vajinaya dökülen sıvının %95’lik kısmı zaten sperm dışındaki maddelerdir ve bunlar rahim içerisine ilerlemez, dolayısıyla dışarı atılacaktır, bununa birlikte rahim içerisine ilerlemeyen spermler de dışarı atılır.

Yapılan bazı araştırmalarda cinsel ilişkiden sonra erkeğin vajinaya boşalttığı spermlerin sadece 2 dakika içerisinde rahim içerisine ve tüplere ilerlediği gösterilmiştir. (kaynak 1, kaynak 2) Bu nedenle dışarı akan spermlerin ve diğer sıvıların gebeliği (hamile kalmayı) önlemesi, kısırlığa neden olması imkansızdır. Spermler 3 gün boyunca canlı kalabilir. Boşalmadan hemen sonra spermlerin dışarıya akması bile gebelik oluşmasını engellemez çünkü vajina içerisinde mutlaka az miltarda olsa da sperm kalacaktır ve bunlar hızla rahim içerisine ilerleyecektir. Çocuk istemi olan çiftlere ilişkiden sonra kadının 15-20 dakika sırt üstü yatmak, ayağa kalkamamak önerisinde bulunmak veya kalçasının altına yastık koyarak yükseltmesini önermek de herhangi bir bilimsel dayanağa bağlı değildir, sadece klinik pratikte sıkça uyguladığımız zararı beklenmeyen bir öneridir. Bu öneriyi uygulamayan çiftler de çok rahatlıkla gebelik elde edebilmektedirler.

Ufak myomlar ve rahimin iç tarafında

Hamile kalma problemi yaşayan veya kısırlık (infertilite) tedavisi gören hastaların bir kısmı cinsel ilişkide erkeğin boşalması ile vajina içerisine bırakılan spermlerin tekrar dışarı kaçması (atılması, akması) gibi şikayetlerde bulunurlar ve bunun gebeliği engellemesinden, kısırlığa neden olmasından korkarlar.

Cinsel ilişki ile erkeğin boşalması sonucunda çıkan sıvıya menş veya semen ismi verilir. Semen sıvısı ortalama 3-5 cc kadardır. Erkek kadının içerisine boşaldığında bu sıvı vajina ile rahim ağzı (serviks) arasında bulunan girintili bölgede (posterior forniks) toplanır. Bu sıvı içerisinde milyonlarca sperm bulunur ancak spermler sıvının sadece %5’lik kısmını oluştururlar. Meni sıvısının %95’i sperm dışındaki maddelerden oluşur. Vajinaya erkeğin bıraktığı sıvıda yaklaşık 50-100 milyon kadar sperm bulunur ancak bu spermlerden sadece birkaç tanesi rahim ağzından geçerek rahim içerisine ve tüp organına doğru ilerler ve sadece 1 sperm yumurta ile birleşerek döllenme meydana getirir, bunun neticesinde gebelik oluşur. (bkz: gebeliğin oluşumu) (bkz: sperm ve yumurtanın birleşmesi) Yani erkeğin boşalması ile vajinaya dökülen sıvının %95’lik kısmı zaten sperm dışındaki maddelerdir ve bunlar rahim içerisine ilerlemez, dolayısıyla dışarı atılacaktır, bununa birlikte rahim içerisine ilerlemeyen spermler de dışarı atılır.

Yapılan bazı araştırmalarda cinsel ilişkiden sonra erkeğin vajinaya boşalttığı spermlerin sadece 2 dakika içerisinde rahim içerisine ve tüplere ilerlediği gösterilmiştir. (kaynak 1, kaynak 2) Bu nedenle dışarı akan spermlerin ve diğer sıvıların gebeliği (hamile kalmayı) önlemesi, kısırlığa neden olması imkansızdır. Spermler 3 gün boyunca canlı kalabilir. Boşalmadan hemen sonra spermlerin dışarıya akması bile gebelik oluşmasını engellemez çünkü vajina içerisinde mutlaka az miltarda olsa da sperm kalacaktır ve bunlar hızla rahim içerisine ilerleyecektir. Çocuk istemi olan çiftlere ilişkiden sonra kadının 15-20 dakika sırt üstü yatmak, ayağa kalkamamak önerisinde bulunmak veya kalçasının altına yastık koyarak yükseltmesini önermek de herhangi bir bilimsel dayanağa bağlı değildir, sadece klinik pratikte sıkça uyguladığımız zararı beklenmeyen bir öneridir. Bu öneriyi uygulamayan çiftler de çok rahatlıkla gebelik elde edebilmektedirler.

Sonuç olarak gebelik isteyen veya istemeyen çiftlerde eğer erkek ilişki sırasında kadının içerisine bışalmışsa bu sıvının daha sonra dışarı akması zaten beklenen normal bir durumdur. Kadının vajinasının içerisinde kalması veya kendiliğinden kaybolması imkansızdır. Kimilerinde dışarı akması çok çabuk olur, kimilerinde biraz daha yavaş ve geç olur, ancak bu süre gebelik oluşması açısından önemli değildir, spermlerin dışarıya hemen akması gebelik oluşmasını engellemez, kısırlığa neden olmaz.

Miyom kadınlarda çok sık rastlanan bir patolojidir

Kadınlarda hamile kalmayı zorlaştıran yani kısırlık (infertilite) problemi ile ilişkili çeşitli hastalıklar ve faktörler vardır. Bu faktörlerin başında yaşın ilerlemesi gelir. Kadının yaşı ilerledikçe (özellikle 35 yaşından sonra) hamile kalması zorlaşır. 40 yaşından sonra bu risk daha fazla artar.

Hamile kalmayı (gebeliği) zorlaştıran veya engelleyen nedenler:
– Düzensiz cinsel ilişki: Gebelik için ideal olan haftada 2 kere düzenli ilişkidir. Eğer çiftler arasında herhangi bir nedenle haftada 1 veya daha seyrek cinsel ilşki meydana geliyorsa hamilelik oluşması zorlaşır, gecikir.
– Yumurtlama döneminde ilişkiye girilmemesi.
– Sigara hamile kalmayı kötü yönde etkileyen bir faktördür.
– Obezite (aşırı kilo, şişmanlık) olumsuz yönde etki eder.
– Aşırı zayıf olmak da olumsuz etki gösterir.
– Emzirme döneminde hamile kalmak zorlaşır ancak emzirme bırakıldığında tamamen normale döner.
– Stres

Hamile kalmayı zorlaştıran veya engelleyen hastalıklar:
– Hiperprolaktinemi (Süt hormonu, prolaktin yüksekliği)
– Troid hormon bozuklukları (Guatr hastalıkları)
– Yumurtalık ve tüpler ile ilgili geçirilen ameliyatlar
– Endometriozis ve Çikolata kisti (endometrioma)
– Rahim içerisinde bulunan septum (perde), büyük myom ve benzeri patolojiler
– Polikistik over sendormu
– PID (rahim ve yumurtalıkları içeren enfeksiyon) geçirilmesi
– Anovulasyon (Yumurtlama olmaması, yumurtlama düzensizliği)
– İleri derecede ciddi kronik hastalıklar (kalp, karaciğer vb.)

Hamile kalmayı zorlaştırmayan, etkilemeyen faktörler nelerdir?
Bazı faktörler sanılanın aksine hamile kalmayı engellemez, kısırlık (infertilite) problemine sebep olmaz, bunlar:
– Daha önce doğum kontrol hapı, doğum kontrol iğnesi kullanmış olmak
– Adet geciktirici veya adet söktürücü benzeri hormonal ilaçlar kullanmak
– Daha önce spiral kullanmış olmak
– Kürtaj yapılması
– Düşük yapmak, boş gebelik olması
– Erkeğin erken boşalması
– Antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar
– Adet zamanında ilişkiye girmek
– Rahim ağzında bulunan yaralar
– Rahim ağzı için yakma ve dondurma tedavileri
– Vajinal akıntı veya mantar
– Genital siğiller (kondilom)